Altı şubat bir kıyamet demekti,
Boynumuza geçirilen ilmekti.
İki deprem enkazlara can ekti,
Ölüm biçti bağbanımız, bağcımız,
Gül değişti, değişmedi acımız.
Maruz kaldık deprem denen zulüme,
Deprem acı, deprem garip kelime.
Uykudayken yakalandık ölüme,
Seher vakti acı vurdu çancımız,
Zil değişti, değişmedi acımız.
Her yanımız aşılmayan duvardı,
Ne gidecek ne kaçacak yer vardı.
Dört bir yanda acı dağlar kadardı,
Felaketi haber verdi falcımız,
Fal değişti, değişmedi acımız.
Kurtulanlar şanslı mıydı bilmedik,
Yaşla doldu gözlerimiz silmedik.
Sanmayın ki yaşıyoruz, ölmedik,
Kanla dolu bardak sundu çaycımız,
Bal değişti, değişmedi acımız.
Geri dönüp bakasım yok bıldıra,
Hatıralar rahat vermez sadıra.
Çoluk çocuk sığamadık çadıra,
Yıkıntıdan konuk aldı hancımız,
Yol değişti, değişmedi acımız.
Yorgun düşüp acısından, derdinden,
Herkes kaçtı vatanından, yurdundan.
Ağıt yaktık gidenlerin ardından,
Darmadağın kardeşimiz, bacımız,
İl değişti, değişmedi acımız.
Çiçek gibi mezar açtı yamaçlar,
Bahar gelir meyve vermez ağaçlar.
Acımızı dindirmedi ilaçlar,
Tabiplere başkaldırdı sancımız,
Yıl değişti, değişmedi acımız.
Mustafa Erkenekli
01.02.2025 – Ankara